SABAH İÇTİMASI NASIL OLABİLİR?
Sabah Etkinliği
SABAH İÇTİMASI NASIL OLABİLİR?
Sabah Etkinliği
 Sabah Sohbetleri
Pazartesi Konuşmaları


 

BİR EFKAN DOĞAN PROJESİ Ð


 

SABAH İÇTİMASI DAHA GÜZEL OLAMAZ MI?


Sabah içtimasını öğrencilere sorduk. İşte aldığımız cevaplar:

-Çok sıkıcı.

-Yine kızacaklar.

-Yine mi?

-Offff...

-Hep aynı şeyler...

-Berbat.
sabah sohbetleri, pazartesi konuşmaları, efekan doğan, sebahattin karazehir, ibrahim büyükkantarcı, serkan sonuç

-Azarlanmayı kim sever ki?


Önerimiz:
Sabah içtimalarında öğrencileri eğitecek, motive edecek kısa hikâyeler, kişisel gelişim şiirleri, düzyazı metinleri, özlü sözler okunabilir. Bir türkünün öyküsü anlatılıp peşinden bir öğrenci o türküyü söyleyebilir. Onları sevdiğimizi, değer verdiğimizi belirten sözler söylenmelidir. Sabah sporu-jimnastiği yaptırılabilir. Mümkün olursa her sabah uygulanabilir. 
Mesela pazartesi gününü bir öğretmen üstlenir ve günün sorusu uygulamasını yapar: Branşından veya genel kültürden bir soru sorar ilk bilen öğrenciye kitap, çikolata gibi bir hediye verir. 
Salı gününü bir tarihçi alırsa tarihi bir anektodu aktarır.
Çarşamba günü şiir okunabilir...
Perşembe günün türkü okunabilir...
Cuma gününün gönüllü öğretmenleri kişisel gelişimle alakalı bir konu işleyebilir...
işin mantığı kavranınca benzer çalışmalarla etkinlik yıl boyunca sürdürülür.
Bu etkinlik asla beş dakikayı geçmemelidir.

sabah sohbetleri, pazartesi sohbetleri, efgan, osman arslan, cenap yılmaz


Örnek Metinler:




Hayal ve Gerçek

 

Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.

 

Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi...

 

İki gün sonra ödevi geri aldı. Kâğıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “ ve “Dersten sonra beni gör”, uyarısı vardı.

 

-         Neden 0 aldım, diye merakla sordu hocasına çocuk.

-         Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal, dedi hocası.

-         Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkânsız. Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.”

 

Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.

 

-         Oğlum, dedi babası; “Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!”.

 

Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına .

 

-         “Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin... Ben de hayallerimi...”

 

 

(Yılmaz, Hasan. Öğretmenim,Lütfen Bu Kitabı Okur musun!, Çizgi Kitabevi Yayınları, Konya, 2002.)

 

 

pazartesi hikayeleri“Her insanın gönlünde bir hazine saklıdır, önemli olan o hazineyi bulup çıkarmaktır”

 
 

 

 

  “Her insanın gönlünde bir hazine saklıdır, önemli olan o hazineyi bulup çıkarmaktır”

 
 

 

Efkan Doğan Projesi



Faydalanılabilecek bazı kitaplar:

bilglik hikayeleri  hikmet öyküleri sadık yalsızuçanlar  huzur öyküleri sadık yalsızuçanlar 

 

 

mevlanadan oyküler sadık yalsızuçanlar  akıl öyüleri hulusi üstün türkü öyküleri

  

  Çit

Kolaylıkla kızıp arkadaşlarının kalbini kırabilen bir çocuktu o. Babası onu bu huyundan vazgeçirebilmek için bir yol düşündü. Ve bir gün ona bir torba dolusu kocaman çiviler verdi ve her öfkelendiğinde arka bahçelerindeki tahta çite bir çivi çakmasını söyledi.
İlk gün çocuk çite tam 27 çivi çakmak zorunda kaldı. Fakat gün geçtikçe çivilerin sayısı azaldı. Çocuk öfkesine hakim olmanın o kocaman çivileri çite çakmaktan daha kolay olduğunu görmüştü. Nihayet öyle bir gün geldi ki , öfkesine hakim olmaya ve kırıcı sözleri ağzından kaçırmamaya başladı.
Babasına gidip yarı sevinç, yarı gururla durumu anlattı. Babası bu defa ona öfkesine her hakim olduğunda çitten bir çivi sökmesini söyledi.
Günler geçti ve bir gün koşa koşa babasının yanına giden çocuk çitin üzerinde artık hiç çivi kalmadığını müjdeledi. Bunun üzerine babası onun elinden tutup çitin önüne getirdi.
‘’Aferin oğlum, sonunda başardın’’ dedi baba, ‘’Ama çitin üzerindeki şu deliklere bakar mısın? Çit asla eskisi gibi olmayacak. Öfkeyle konuşan insan, sözleriyle aynen bu delikler gibi bir yara açar karşısındakine.Bir bıçağı birisine saplayıp çıkarırsan; kaç defa ’Özür dilerim’ desen de o yarayı oradan kaldıramazsın. Onun için daha baştan öfkeyle konuşmamak ve hareket etmemek gerek.’
 

Hayal ve Gerçek

 

Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.

 

Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi...

 

İki gün sonra ödevi geri aldı. Kâğıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “ 0” ve “Dersten sonra beni gör”, uyarısı vardı.

 

-         Neden 0 aldım, diye merakla sordu hocasına çocuk.

-         Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal, dedi hocası.

-         Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkânsız. Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.”

 

Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.

 

-         Oğlum, dedi babası; “Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!”.

 

Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına .

 

-         “Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin... Ben de hayallerimi...”

 

Derviş ve Akrep

 

Derviş suya düşen akrebi kurtarmak ister, elini uzatınca akrep sokar;
derviş tekrar dener, akrep yine sokar..
Bunu görenler dayanamaz dervişe:
"İyilik yapmak istediğin halde sana zarar verene daha ne diye yardım edersin." der.
Dervişin cevabı mânidardır:

Akrebin fıtratında sokmak var, benim fıtratımda ise yaratılanı sevmek, merhamet etmek; o fıtratının gereğini yapıyor diye ben niye fıtratımı değiştireyim?

 

 

Bir Gönül Dostuna Cevap

Rıza-yı Hak için çıkmışız yola
Kullların engeli yıldırmaz bizi
Onulmaz dostların açtığı yara
Düşmanın kurşunu öldürmez bizi

Ayrılık olursa öz ile sözde
İçimiz dışımız kavrulur közde
Ülkümüz nişanlı arpacık gezde
Şer güçler hedeften kaldırmaz bizi

Yalınayak geçtik dikenden taştan
Ne çıkar rüzgardan, doludan, kıştan
Yırtılan destanlar yazılır baştan
Tufanlar sahneden sildirmez bizi

Kader bu...teslim ol, kafayı yorma
Aklın kaynağını deliden sorma
Aylara, yıllara üzülüp durma
Sıcaklar soğuklar soldurmaz bizi

Gittiğimiz Hak Yol öyle bir yol ki
Hırs atına binmek günahtır belki
Sabrımız, sevdamız o kadar bol ki
Okyanuslar aksa doldurmaz bizi

Sıcak tut sevgiyi aşk ocağında
Yaşa da olgunlaş gam kucağında
Şu ruhsuz dünyanın şu zül çağında
Olanlar ağlatır güldürmez bizi

Sözünde durandır yiğitin hası
Mezarda bitmez dostun vefası
Üç günlük dünyanın binbir cefası
'Böldü' deseler de, böldürmez bizi

Sağlam atılmışsa temeller eğer
Allah rızasıysa emeller eğer
Niyete uygunsa ameller eğer
Kimseler yem için yeldirmez bizi

Çile, bela yağıyorken etrafa
Hak, adalet dedik çıktık ön safa
'Kötü' tanıtsa da üç-beş et kafa
Tarih kötü diye bildirmez bizi

Fitneye en güzel cevap sükuttur
Öfke günah dolu, sevap sükûttur
Tuzağa çok düştük hayli vakittir
Tedbir bataklara daldırmaz bizi

Bir ateş yakılır, sönmez bir daha
Bu bayrak gönderden inmez bir daha
İlkbahar hazana dönmez bir daha
Mevla yâd ellere yoldurmaz bizi

Abdurrahim Karakoç

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BUYUR USTA
Oğlum, onüç-ondört anahtarı ver
Al usta
Oğlum, yat motorun altına
Nesi var bir bakıver
Olur usta
Oğlum, iyi sık civatayı
Sonra sahibi neder?

Sıkıyorum usta
Bileğim yettiğince
Yüreğim yettiğince
Sıkıyorum işte

Oğlum, terlemişsin
Akmasın terin motora
Motor pas yapar sonra

Olur mu be usta
Ter pas yapar mı
Gözyaşı pas yapar mı?

Oğlum ne diyorsun bak işine

Bakıyorum usta
Yalnız ellerim
Ellerim çatlamış be usta
Ellerim acı içinde
Yüreğim var ellerimde
Yüreğim yanıyor usta
Kan ter içinde.

Hem usta
Sen hiç misket oynadın mı sokakata?
Sen hiç okula gittin mi okula?
Okul nasıl bir şey be usta
Öğretmen nasıl biri?
Usta sahi
Orda da motor baktırırlar mı ki?
Orda da söverler mi çocuklara be usta?
Orda da döverler mi?

Oğlum bak işine !
kızdırma beni.

Olur usta .
ha usta,
Senin anan da saçlarını okşar mıydı?
Sana ağlar mıydı gecenin al yalazında?
Sahi usta sen hiç ağladın mı bir sabah
Cansız düşende anan
Yavaşça gözlerinin önünde?!

Oğlum bak işine !
Attırma tepemi
gir motorun altına

Usta dur kızma!
Bak giriyorum motorun altına
Dünyanın altına
Giriyorum usta giriyorum
Desteğe gerek yok usta
Desteğe gerek yok
Ben oraya yüreğimi koyuyorum
İnan taşır be usta

İBRAHİM SADRİ