İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Efkan Doğan Şiirleri

kanatsız da uçabilirim

kuş değilim
kanatsız da uçabilirim

senin hayatın şiir gibi
benim şiirim hayat gibi
ve şiir dolu
siz hayat dolu
burda hayat buğdaya selam durdu
ekmek unla başlar
un buğdayla
taze pişmiş ekmek nasıl da güzel kokar
güzel koksa ne güzel olurdu yeni yazılmış bir şiir

kısa süre dünyada yaşa
uzun süren dünyada
dünya servetiydi
benim dünyam tarlaydı
duam şu ki
sen annen gibi olasın
ben babam gibi

ruya diye bir gerçek var
gerçek diye ruya var

bütün parçalardan oluşur derler
amma ve lakin
bu parçalar bütün olsa

Efkan Doğan – Ocak 2019

halis ebabil

ebabiller uçtu o gün
kaç taneydi o gün ebabil
251 ebabil tane taneydi o gün

uçtular birer birer
birer bayraktılar
bayraktı ebabiller

halisdemir en önde
en önde uçan güzel kuşlar gibi
kuşlar gibi halis bir demir gibi

yıldız olup göz kırptı
göz kırptı cennet bahçelerinden
cennet bahçelerinden bakar şimdi vatana

cennet koktu her yer o gece
o gece bayraklar ne güzeldi
ne güzeldi ebabiller

Efkan Doğan


 

baharı çağıran çiçek: nevruz

baharı çağırdım, sen git diye

demir dağlarda bittim
ergenekon’da bittim
ben kardan çıktım, sen közden
ben kokumdan verdim, sen özden
demir bilekli süvarilere nefes oldum
ses oldum, nefes oldum

baharı çağırdım sen git diye
haydi git, ara beni, bul beni
yırt dağları, ovalarda at koştur,
yaylalarda ara beni

gül kimi bekler, lale kimi
gül beni bekler, lale seni

güneş bayrağımdır, gök çadırım
al beni, götür beni,
dağları aş, ırmakları geç,
denize ulaş diye
baharı çağırdım sen git diye
karanfil beni gözler, menekşe beni
bakü seni gözler, bosna seni
zambak bana bakar, bişkek sana
taşkent sana, kardelen bana

al beni altaylardan
götür beni hazar’a
yeni yılda yeni gün
dünde mi kaldı o gün
dün ve yarın ve bugün,
hepsi bir bütün
haydi bire deli rüzgâr
al beni, götür beni
kerkük’e, selanik’e
savur beni
istanbul’a, kayseri’ye
baharı çağırdım sen git diye

sen yürü diye, sen koş diye çağırdım baharı
baharı çağırdım sen gel diye
Efkan Doğan


 

Bulunur Belki

Susuz kuyularda ararız su
Kokmayan çiçeğin kokusu
Yağmur taşımayan bulut
Bulunur belki viranede yakut.

Bulunur belki nağme
Akordsuz sazda
Serinlik aranır yazda
Bulunur belki baharda.

Kelebek kanadında ağırlık
Milyonlar içinde sağırlık
Üzgünken mutluluk
Bulunur belki ağlarken


Efkan Doğan


 

Yağmurda Kurumak 

Kuru bir yağmur dışarıda
Sel olmadan ıslatamaz
Sıcak bir kar pencerede
Çığ olmadan üşütemez.

Nilüfer suda boy verir
Toprakta ancak ıslanıverir
Beşikte bir melek gibi
Uyanınca rüya görüverir.


Efkan Doğan

 


BEKLİYORUM

Ben baharı

Bekliyordum

Gördüğüm


          Son bahardan

          Farksızdı

Sevmiyorum

Siyahı

            Böyle

Sarıyı


            Böyle

            Yaprakları

Dökülmüştü


            Parça parça

Gülüyordu oysa

Bilmiyor değildim


      Dökülmüştü


 yagmur adam
SÛZ-İ DİLARA

 Gümüş çivili

Nallarıyla atımın

Çiğnediği caddenin

Bir tarafında

               Biliyorum

Lambası elinde

Alaaddin

Beni beklemiyor.

 

İniyorum atımdan

Bir oyuğa girmek

Bir sigara yakmak

                     İçin

Kulağı Alaaddin’in

Açık mıydı seslere?

Türkülere ve titreşime

Burnu

Koku alır mıydı?

Köroğlu’nun ter kokusunu

Dört nala

Dağlara uçtu mu hiç

Sûz-i Dilara’yı

Mihriban’dan dinledi mi?

                          Dinledi

                                   mi

                                   hiç?

                                                        
Efkan Doğan 1987