Şehitler Günü Konuşması (18 Mart)
Sayın Müdürüm, Değerli Meslektaşlarım ve Sevgili Öğrenciler,
Bugün burada şehitlerimizi anmak, Çanakkale Zaferini ve İstiklal Marşı’nın kabulünü kutlamak üzere toplanmış bulunmaktayız.
ZAFERİMİZ KUTLU OLSUN!
Şehadet Mertebesi ve Çanakkale
Allah Yolunda Olmak ve Allah Yolunda Ölmek
Allah rızası için İslâm uğrunda gayret sarf etmek, maddi ve manevi olarak düşmanlarla gereği gibi mücadele etmek, Allah yolunda olmak ilk vazifemizdir. Aynı şekilde önce malımız ve varlığımız ile sonra ise canımızla savaşmak son vazifemizdir. Cihad pek üstün bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim’de toplam yüz civarında cihad ile ilgili ayetler vardır.
“Bizim uğrumuzda mücâhede edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı gösteririz. Şüphesiz ki Allah, her hâlde muhsinlerle (iyilik edenlerle) berâberdir.” (Ankebût sûresi: 69)
“Gerçek müminler; Allah Teâlâya ve Rasulüne îmân edip, sonra şüphe etmeyerek, Allah uğrunda mal ve canlarıyla mücâhede edenlerdir. İşte sâdık olanlar bunlardır.” (Hucurât sûresi: 15)
Rasul-i ekreme insanların en efdâli (üstünü) kimdir diye sorulunca; “Canı ve malı ile Allah yolunda mücâhede eden mümindir.” buyurdular. (Buhârî ve Müslim)

Mümin, hayatı Allah Teâlâ’nın rızası ve muradı doğrultusunda yaşadığı gibi, son nefesini de aynı gaye istikametinde vermek ister. Mümin için hayatı nasıl yaşadığı kadar, son nefesini nasıl verdiği de önemlidir.
Bu sebeple her mümin, “şehitlik mertebesi” dediğimiz yüce mertebeye erişerek ruhunu teslim etmek ister. Bu şuur hali sayesinde yatakta gelen ölümde bile şehadet şerbeti içmek mümkündür mümin için.
Peygamberlik gibi bir zirve noktasında bulunan Âlemlerin Efendisi (s.a.v) dahi, “Nefsim kudret elinde bulunan (Allah)’a yemin ederim ki, Allah yolunda öldürülüp diriltilmek, tekrar öldürülüp diriltilmek, tekrar öldürülüp diriltilmek isterim.” buyurarak şehitliğin ne kadar yüce bir mertebe olduğunu dile getirmiştir.
Allah’ım bizlere de şehitlik nasip eylesin, amin.
Şehitlik makamı, Peygamberlikten sonra en yüksek ve en şerefli makamdır. Bu, o kadar büyük bir şereftir ki, onlar için ölü denmesi, Allah Teâlâ tarafından şu ferman ile yasaklanmıştır: “Allah yolunda şehit edilenlere ölü demeyin. Onlar bilakis diridirler. Fakat siz anlayamazsınız.” (Bakara/154)

Çanakkale, Anadolu’nun bağrından kopup gelen nice ana kuzularının toprağa düşüp göğe yükseldiği adeta bayraklaştığı yerdir Çanakkale.
Allah’ı arzu edip akşama kavuşan Yahya Çavuşların kahramanca savaştığı yerdir.
Çanakkale, Koca Seyit’in yalınız bir top mermisini değil bir milletin kaderini sırtlandığı yerdir Çanakkale.
Çelikten bir saldırıya etten bir siperdir Çanakkale.
Bir milletin tarih sahnesinden silinmek istendiği ve bir milletin yeniden millet olduğu yerdir Çanakkale.
Nitekim İngiliz savaş bakanı Osmanlı savaşa girdiğinde aynen şu sözleri söylemişti:
“Türkleri tarih sahnesinden silinceye kadar Türkleri yok edinceye kadar savaşacağız. ” demişti.
İngiltere, Fransa ve sömürgelerinden toplayıp geldikleri binlerce sömürge askerleriyle bundan 101 yıl önce geldiler. Onlar 1071’den beri geliyorlar yine gelecekler.
Haçlı Seferleri devam ediyor.
Bunu Mehmet Akif dizelerinde çok güzel anlatır:
Kimi Hindu, kimi yamyam kimi bilmem ne bela,
Hani tauna da zuldür bu rezil istila…
Donanmalarına o kadar çok güveniyorlardı ki:
Öyle ki İngiliz ordusu son Kutul Amare savaşı hariç 200 yıldır hiç yenilmemişti.
Donanma denize çıktığında şöyle demişlerdi:
Türkler bu donanmayı gördüklerinde tabanlarını yağlar, arkalarına bile bakmadan kaçar giderler. Biz de 5 çayımızı İstanbul’a karşı içeriz diyorlardı.
Bir şeyi unutmuşlardı, Çanakkale geçilmezdi,
Peki gençler Çanakkale niçin geçilmezdi?
Gençler yardan geçilir, serden geçilir, anadan geçilir de vatandan geçilmezdi onun için Çanakkale geçilmezdi.
Savaşın sonuna doğru o iki yüz yıldır yenilmeyen orduları ağır bir yenilgiye uğradı. İngiliz askerleri sahilde duran yaralılarını almak için sahile bile yanaşamadılar, sahilde duran selvi ağaçlarını Türk askeri sanıp yaralılarını almadan öylece çekip gittiler.
Ve savaşın sonunda bütün dünya;
Öldü dedikleri bir milletin vatanında tutsak edilmek istendiğinde aslan kesildiğini gördü.
Dünyanın süper donanmaları inancın, imanın, azmin karşısında yenik düşmüştür.
Sevgili Gençler o gün vatan onlardan canlarını istedi, seve seve gittiler ve geri dönmediler. Şehit oldular, gazi oldular o gün adeta canlarını toprağa ektiler, kanlarıyla suladılar, bugün sizin gibi çiçekler açsın diye.
Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nı bu duygu ve düşüncelerle yazmıştır.
O gün kanlarıyla suladıkları bu vatanı bize emanet ettiler. Gençler biz bu vatana sahip çıkabiliyor muyuz?
Eğer ben bir öğretmen olarak sizler için faydalı olabiliyorsam, okul müdürüm okulumuzu eğitim-öğretime hazır hale getiriyorsa ve sizler derslerinize çalışıyorsanız, sınavlarınızda başarılı oluyorsanız, ülkemize ve milletimize hizmeti en büyük gaye edinmişseniz bedeli kanla ödenen bu kutsal emanete sahip çıkmışsınız demektir.

Gün gelir vatan yine bizden canımızı isterse seve seve gideriz belki cansız bedenimiz toprağa düşer belki toprak oluruz.
En çok sevdiğimiz şey vatan oluruz.
Aziz şehitlerimiz saygı ve rahmetle anıyorum.
Başöğretmen Efkan DOĞAN