TACEDDİN VELİ KIZ ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ
10. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 1. DÖNEM 2. YAZILI SENARYO 4
YÛNUS EMRE’NİN HAYATI
0 civarda Yûnus isminde rençberlikle geçinir çok fakir bir adam vardı. Bir sene kıtlık oldu; Yûnus’un fakirliği büsbütün arttı. Nihâyet, birçok kerâmet ve inâyetlerini duyduğu Hacı Bektaş Velî’ye gelip yardım istemek fikrine düştü. Sığırının üstüne bir miktar alıç koyup dergâha geldi; pîr’in ayağına yüz sürerek hediyesini verdi ve kendisine bir mikdar buğday istedi. Hacı Bektaş Velî, ona lûtf ile muâmele ederek, birkaç gün dergâhta misâfir etti. Yûnus geri dönmek için acele ediyordu. Dervişler, pîr’e, Yûnus’un acelesini anlattılar; o da “Buğday mı ister, yoksa erenler himmeti mi?” diye haber gönderdi. Gâfil Yûnus buğday istedi. Bunu duyan Hacı Bektâş tekrar haber gönderdi: “İsterse, o alıcın her dânesine nefes edeyim” dedi. Yûnus buğdayda ısrar ediyordu. Hacı Bektaş üçüncü defa yine haber gönderdi: “İsterse, her çekirdek sayısınca himmet edeyim” dedi. Yûnus tekrar buğdayda ısrar edince, artık emretti, buğdayı verdiler, Yûnus da dergâhtan çekilip gitti, lâkin, biraz yürüdükten sonra, işlediği hatânın büyüklüğünü anladı; çok pişmân oldu; derhâl geri dönerek kusurunu i’tiraf etti. O vakit, Hacı Bektaş, onun kilidini Tapduk Emre’ye verdiğini, bu yüzden, isterse ona gitmesini söyledi. Yûnus bu cevâbı alır almaz derhâl Tapduk dergâhına koşarak başına geleni anlattı; o da Yûnus’u dergâhının odunculuğuna ta’yin etti. Fedakâr derviş, tamam kırk yıl bu hizmette bulunduğu hâlde eğri ve yaş odun getirdiği hiç görülmemişti. (…)
1.A Yunus Emre’nin Hacı Bektaş Veli ve Tapduk Emre ile yaşadıklarını dikkate alarak bir insanın maddi ve manevi ihtiyaçlarının önemiyle ilgili düşüncelerinizi açıklayınız. (15p)
1.B Yunus Emre’nin Tapduk Emre’ye bağlanması, dergâha kırk yıl boyunca hiç eğri ve yaş odun getirmemesi onun hangi özelliklere sahip olduğunu gösterir? (10p)
| MERSİYE Çıktın elden nidelim ansızın eyvâh pisi Yandın ölüm oduna derd ile nâgâh pisi Hasretâ șîr-i ecel buldu sana râh pisi Nidelim âh pisi neyleyelim vâh pisi (…) Derisi kakum u semmûr u vaşaktan yeğ idi Râst idi hüsnü gibi hulku dahi gökçeğ idi Kedi sanman onu ol bir ala gözlü beğ idi Nidelim âh pisi neyleyelim vâh pisi (…) Rûhu şâd ola ki incitmez idi kimseneyi Ne gönündeki biti ne kulağında keneyi Paça ile başı hoş idi severdi teneyi Nidelim âh pisi neyleyelim vâh pisi Sever idim ben onu cân ile mahbûb gibi Her gece koyar idim koynuma bir hûb gibi Pâk ederdi ev için kuyruğu cârûb gibi Nidelim âh pisi neyleyelim vâh pisi (…) Meâli | 2.Bu dizeleri yazan şairin hayvanlara ilişkin duyarlılığı hakkında hangi çıkarımlar yapılabilir? (10p) 3. Bir hayvanın ardından mersiye yazmak bir şairin ve o dönemin toplumunun hangi özelliklerini gösterir? (10p) |

6. Bu soruda sizlerden aşağıdaki öğretici metni, edebî metne dönüştürmeniz beklenmektedir. (25p)
Çay Bitkisi: Çay fideleri tohumdan ya da genç sürgünlerden kesilen parçalardan fideliklerde üretilmekte, sonra asıl yetişecekleri yerlere aktarılmaktalar. Çay hasadı adı verilen yaprak toplamaya ise üçüncü yılda başlanıyor. Hasatta genellikle, dalların tepe tomurcuğu ile onun altındaki iki genç yaprak koparılırken, tam yetişkin bir çay bitkisinden 70gr kadar kuru çay elde edilmektedir. İyi bakıldığında çay bitkisinin üretkenliği ise 40 yıl kadar sürebiliyor.
En üstün nitelikle çaylar yüksekçe yerlerdeki çay bahçelerinden elde ediliyor. Buralarda hava daha serin olduğundan körpe yaprakların gelişmesi daha yavaş olduğundan alçak kesimlerdeki sıcak bahçelerde olduğu gibi yapraklar kartlaşıp sertleşmiyor.
